OfHaber.com
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Trabzon'dan Kısa Kısa (26 Mart 2012)
Merkez İlçe de iptal!
Trabzon'dan Kısa Kısa
Trabzon'da hava nasıl olacak ( 29 Aralık 2011 )

Halil Kurbetoğlu / Yazar

Sayın Başbakan'a Açık Mektup!

22 Nisan 2011 Cuma 16:46

Sayın Başbakanım,

Ben bir üniversite öğrencisiyim. Gündemi takip eden, siyasetle uğraşan bir öğrenci... Biliyorum şimdilerde böyle öğrenciler bulmak çok güç evet ancak maalesef birkaç tane kaldı işte.

Hatırlar mısınız Aliya İzzetbegoviç ölürken onu en son ziyaret eden lider sizdiniz? Hani size sahipsiz bırakma demişti… Sahipsiz bırakma…

“Sana ihtiyaçları var” demişti. Hani sizin de gözyaşlarınız akmıştı. Yakın bir arkadaşınız aynı zamanda bir milletvekili anlatmıştı bize bunları.

Biz Kanuni’nin karşısında haykıran o yaşlı teyze gibi size haykırıyoruz. Biliyoruz ki siz uyumuyorsunuz geceleri… O yüzden biliyoruz ki kapımız açık yatsak sayın başbakan bizi korur…

Bu topraklarda lider olmak bunu gerektiriyor çünkü. Herkes sizden bekliyor. Herkes size bakıyor. Herkes size güveniyor. Size inanıyor…

Sekiz buçuk yıldır Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç kimseye verilmeyen bir iktidarı, bir gücü yöneten tek lidersiniz. İstediğiniz her şey iki dudağınızın arasından çıktığı an yapılmak zorunda.

Tabi biliyoruz ki bir sistem var, kırılmayan, dökülmeyen, sistemini terk etmek istemeyen bir sistem. Ve siz de bu sistemle mücadele ediyorsunuz.

Ben bir üniversite öğrencisiyim. Maubend’in piramidi beni vasıfsız ve sınıfsız olarak tanımlar…

Her yıl milyonlarca öğrenci üç harften müteşekkil sınavlara girip çıkıyor. Sekiz buçuk yılda sınav sistemimiz on altı kez değişti belki de.

Biz ne zaman milli bir eğitim politikası yazacağız sayın başbakan? Neden binlerce yıllık tarihi olan biz, bir eğitim metodu, eğitim stratejisi belirleyemiyoruz? Neden dünya’nın ilk beş yüzünde bizim üniversitelerimiz yer almıyor.

Sayın Başbakanım,

Bir ülkenin güvenliği, posta teşkilatının hızlı ve kaliteli çalışmasıyla ancak sağlamlaştırılabilir. Üniversite sınavına bir gün kala postalar geliyor evlerimize. Mesela benim ki hiç gelmedi. Ve kimse açıp da bir özür bile dilemek istemedi… Gidip yüzlerce kişilik sıralarda kuyruk bekleyip, onlarca kişiyle muhatap olup sınav kâğıdımı almasaydım, şimdi bir üniversite öğrencisi bile değildim…

Soruyorum, bunların suçlusu kim?

Mesela, sekiz buçuk yıldır iktidarı yöneten bir insan olarak, defaatle sanatçılarla, yazarlarla, aydınlarla çeşitli münasebetlerle toplantılar, kahvaltılar yaptınız. Bu ülkenin nüfusunun 3/1’i genç…

Gençlik dernekleri ve vakıflarıyla kaç kez bir araya geldiniz. Biliyorum, gençlik meclisleri ve üniversite temsilcileri ile konuşmalar yaptınız. Peki, toplantınıza X5 ile gelen bir genç bu ülkede gençliğin problemlerini size sıralayabilir mi?

Sıralayabilir tabi ki…

Mesela, bale yapamıyoruz, orkestramıza şef yok, utanmasalar tango yapacak alanlarımız pek de mevcut değil diyeceklerdi…

Raporları okudum. Biliyorum o kadar üzüldünüz ki, çözüm sunan, işsizliğe, eğitimsizliğe çare olacak bir proje üreten, fikir kokan bir tane genç çıktı mı? Çıkmaz bu mümkün değil…

Bir ülkede iyi genç siyasetçi olmanın yolu dolar işaretlerinden geçiyorsa, Q7 si olanlar başkan seçiliyorsa, o ülkenin geleceği çok parlak demektir(!)

Bu durumu ancak siz düzeltebilirisiniz. Gençlerde rehavet var. Makama, mansıba düşkünlük var. Paraya tamah var…

Hani o tek başına da olsa, üç kuruş parası da olmasa yoluna devam edecek gençler? Zamanın ve mekânın kendisine emanet olduğunu düşünen gençler nerde?

Hani yunus emre ki kıyında geziyordu?

Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

…Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna?

Kaybetmez üzereyiz Nil’i, Yeşil Tuna’yı…

Sayın başbakanım,

Bu gam defterinin temamı yok mu?

Bu yazı toplam 2286 defa okunmuştur
YORUMLAR
DEVAM ET
---ELA---
Merhabalar Halil Oğlum,
Hem siyaset hem de okul gayet iyi gidiyorsun.Devamını bekliyorum.
Saygılar.
26 Nisan 2011 Salı 08:15
78.180.22.189
....